Uyuz vakalarında erken tanı oldukca mühim

23.09.2022 20:12 Haber Deposu: DHA İstanbul’da son dönemde arttığı belirtilen uyuz vakalarını değerlendiren İstanbul Aydın Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaşar Ali Öner, uyuzun süratli tedavi edilmesi için erken tanı ve tedbirin büyük ehemmiyet taşıdığına dikkat çekti. Yılda 300 milyon olay Dünya genelinde yılda ortalama 300 milyon uyuz vakasına rastlandığını belirten Prof. Dr. Öner, “Uyuz Üçüncü Dünya ülkeleri, tropikal ve subtropikal ülkelerde endemiktir. Kışın daha yaygın olarak görülmekle beraber bahar aylarında da sıklığı artar, bunun sebebi kışın kalabalık ortamlarda daha uzun süre bulunma ve soğuk ortamda akarın daha uzun yaşayabilmesidir. Bazı kırsal ve yoksul topluluklarda görülme sıklığı yüzde 10’a ulaşır ve vakaların yüzde 60’ı çocuktur. Endemik olduğu bölgeler haricinde her 7 yılda bir dalgalanma (7 senelik kaşıntı), bazı bölgelerde 15‐25 yılda bir pik ve savaşlar süresince artışlar bildirilmiştir. Bununla beraber aşırı kalabalık, göç, fena beslenme, fena hijyen, evsizlik ve demans zemin hazırlayan faktörler arasındadır” dedi. “Uyuz herkeste görülebilir” Uyuzun yaş, cinsiyet ve sosyoekonomik düzey gözetmeksizin herkesi enfekte edebilen, son aşama bulaşıcı bir hastalık bulunduğunu hatırlatan Prof. Dr. Öner, uyuzun tanımını ve emarelerini şöyleki söyledi:
“Uyuz, mecburi insan paraziti olan Sarcoptes scabiei var. hominis’in niçin olduğu kaşıntılı bir deri hastalığıdır. Parazit kişiye geçtikten sonrasında averaj 3-6 hafta şeklinde bir süreden sonrasında yakınma yapmaya adım atar. Bilhassa geceleri artan, sıcak banyo ve duş ile şiddetlenen kaşıntı en mühim klinik bulgusudur.” ‘Tünel’lere dikkat! Uyuzun en mühim lezyonunun, literatürde “tünel” olarak adlandırılan, dalgalı kirli bir çizgi halinde görülen, parazitin içinde yaşamış olduğu, 1 ilâ 10 milimetre uzunluğundaki yapı bulunduğunun altını çizen Prof. Dr. Öner, “Bu tünel adlı lezyonlar en oldukca el ve ayak parmak aralarında görülür. Bundan başka el bileğinin iç yüzü, koltuk altları, kulak arkaları, bel bölgesi, ayak bilekleri, ayaklar, kalçalar hanımlarda meme altları ve erkeklerde genital bölge; kaşıntı ve başka lezyonların görülebileceği vücut bölgeleridir. Ek olarak deride ufak kabarıklıklar ve sertlikler, su toplamaları ve kepekli-kabuklu lezyonlar yapabilir” diye konuştu. Her kaşıntı uyuz mu?
Vücutta ve deride hissedilen her kaşıntının ciddiye alınması gerektiğine, sadece her vakanın da uyuz olmayabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Öner, “Uyuzun tanısı çoğunlukla öykü ve lezyon dağılımının tanınması ile konur. Bilhassa geceleri şiddetlenen kaşıntı, yakın temas eden kişilerde benzer şikayetlerin olması, hastada tünel saptanması ve non-spesifik lezyonların tipik dağılımı tanıda önemlidir” ifadelerini kullandı. Normalde insanların çoğunda hücresel bağışıklığa ve uyuz parazitinin mekanik olarak uzaklaştırılmasına bağlı olarak parazitin sayısının giderek azaldığına dikkat çeken Prof. Dr. Öner, “Sadece uyuzun bazı klinik formlarında parazite karşı bağışıklık cevabının yetersiz olması ve deri duyarlılığının bozulması sebebiyle parazitler mekanik olarak uzaklaştıramadıkları için hastaların vücutlarında binlerce hatta milyonlarca sayıya ulaşabilirler. Bu yüzden aşırı bulaşıcıdır ve büyük hastane salgınlarına niçin olabilir” şeklinde konuştu.
Uyuz iyi mi tedavi edilir?
Uyuz hastalığının tedavisinin kişinin yaşına ve bağışıklık sisteminin durumuna nazaran değiştiğini ifade eden Prof. Dr. Öner, “Tedavide en mühim kaide, aynı ortamı paylaşan kişilerin ve aile bireylerinin de, şikâyetleri olmasa dahi, eş zamanlı olarak tedavi uygulaması gerekliliğidir. Bu anlamda; şüpheli kaşıntılı kişilerin doktora başvurması, doğru ve kafi tedavinin alınarak yayılmanın önlenmesi açısından oldukca önemlidir. Tedaviyle paralel olarak eşyalardaki parazitleri yok etmeye yönelik uygulamalar da önerilir” diye konuştu.

Son Dakika Haberler